July 30 2010 23:24:39
Ana Menü
· Ana Sayfa
· Gazete Oku
· Dergi Oku
· Resim Galerisi
· Hava Durumu
· Web Linkleri
· Arama
· İnceleme Yazarları
· Haber Yazarları
· Sponsorlar
· Site İçeriği
· Önceki Resimler
· SANTRAÇ OYNA
Günün Sözü
REKLAM
Galeriden ..
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

29/07/2010 12:09
12 Eylül 2010 Pazar günü yapılacak olan Anayasa Değişikliği referandumu ile ilgili oy vermek için seçmen listeleri askıya çıktı. Bu hafta sonu itibari ile askıdan indirilecek. Bundan bir çok insa

23/07/2010 13:17
SAYIN İST. DERNEK ÜYELERİ 2010 VE 2011 YILI AİDATLARINIZI ACİLEN ÖDEMENİZİ RİCA EDERİZ. SİZ YOKSANIZ BİR EKSİĞİZ. SAYGILARIMLA NESİMİ DALBUDAK DERNEK BAŞKANI

23/07/2010 13:16
RAHMETLİ GAZİ HÜYÜKTEPE İÇİN İST.DERNEK BİNAMIZDA 25.07.2010 PAZAR SAAT:14.00 DE 40 YEMEĞİ VARDIR. DUYURULUR. HERKES DAVETLİDİR. DERNEK BAŞKANI NESİMİ DALBUDAK

21/07/2010 13:49
KÖYÜMÜZ BÜYÜKLERİNDEN KARACANIN HASAN IN EŞİ FADİME ERSİNTEPE 16.07.2010 CUMA GÜNÜ ANKARADA VEFAT ETMİŞTİR. CENAZESİ 17.07.2010 C.TESİ KÜÇÜKAFŞAR KÖYÜNDE DEFNEDİLECEKTİR. ALLAH RAHMET EYLESİN KALANL

18/06/2010 16:00
Sayın Üyeler ve kıymetli köylülerimiz, hepinize merhabalar, İlçemiz Kaymakamı Sayın Hüseyin SAYIN geçen yıldan benimde bildiğim bir projesini imece usulu ile ilçe köylerinin desteğiyle çok acilen fa

18/06/2010 15:57
AXA SİGORTA VE GENEL SİGORTA ORTA ANADOLU BÖLGE MÜD. ACENTESİ MURAT DALBUDAK TEL: 0 312 468 55 31 FAX: 0312 468 78 12 CEP: 0 533 698 51 96 E-mail : murat@kardensigort
a.com Ref: Nes

18/06/2010 15:56
20.06.2010 PAZAR GÜNÜ SAAT:17.00 DE KÖYÜMÜZDEKİ PİKNİK ŞÖLENİ ULUSAL KANALDA YAYINLANACAKTIR. YAYINA 0212 251 50 90 DAN BAĞLANARAK DESTEK OLUN. HERKESE DUYURULUR.

18/06/2010 15:54
rahmetli gazi hüyüktepe için 20.06.2010 pazar günü saat:14.00 de dernekde yedi yemeği vardır herkese davetlidir. tüm köylülerimize duyurulur. İst.Dernek Yönetimi adına başkan Nesimi DALBUDAK

11/06/2010 08:12
rahmetli melek hüyüktepenin oğlu gazi hüyüktepe 11.06.2010 cuma günü istanbulda vefat etmiştir. cenazesi bugün saat:120.30 da otobüsle dernekden köye gidecektir. herkese duyurulur. allah rahmet eylesi

04/06/2010 12:23
6 HAZİRAN 2010 PAZAR GÜNÜ İST. DERNEK BİNAMIZDA KÖYÜMÜZDEN RAHMETLİ MAHİR HÜYÜKTEPE İÇİN SAAT:14.00 DE YEDİ YEMEĞİ VERİLECEKTİR. HERKES DAVETLİDİR. DUYURULUR. DERNEK BAŞKANI NESİMİ DALBUDAK

Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 4

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 62
· En Yeni Üye: tore
Turkey United Kingdom France Germany Italy Spain Suudi Arabia China Rusian Japan Greek Portugual Norway Bulgaria Romania
SATILIK...

www.afsarforum.com
adı satılıktır.


ilgilenler lütfen kucukafsar@gmail.com a mesaj atsın.

YÖRESEL ATASÖZLERİMİZ
Haberler
Ë Allah var gayla yok

Ë Akılsız başın çilesini ayaklar çeker

Ë Bir koyundan iki post çıkmaz

Ë Bal tutan parmağını yalar

Ë Bir garip aptalsın, gümüşlü zurna neyine

Ë Heybe ağdırmayınca, taş gurbete çıkmazmış

Ë Kadın şapka değildir, alıp alıp atasın

Ë Kırığına güvenen, ersiz kalır

Ë Terbiyesiz insan, kalaysız kap gibidir

Ë Yaptığın hayır, ürküttüğün kurbağaya değsin

Ë Kurdun oğlu, kurt olur

Ë Sel gider kum kalır

Ë Asıl azmaz, bal kokmaz

Ë Acı patlıcanı kırağı çalmaz

Ë At binenin kılıç kullananın

Ë Bağda izin olsun, yemeye yüzün olsun

Ë Besle kargayı oysun gözünü

Ë Can çıkmayınca huy çıkmaz

Ë Ummadığın taş baş yarar

Ë Bir koyundan iki post çıkmaz

Ë Üzüm üzüme baka baka kararır

Ë Aç köpek ava salmaz

Ë Ev yıkanın evi olmaz

Ë Etini yer, kemiğine göz diker

Ë Doğru söz yemin istemez

Ë Deli kıza her gün bayram

Ë Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez

Ë Bir yiğit kırk yılda yiğit olur

Ë Bir taşla duvar olmaz

Ë Balsız kovanda arı durmaz

Ë Arpa ekip buğday bekleme

Ë Al kilim ver kilim

Ë İt ürür kervan yürür

Ë Felek adama her zaman yar olmaz

Ë Garip garibe sahip çıkar

Ë Cömert eli kimse kesemez

Ë Dibi görünmeyen sudan geçme

Ë Düğünsüz ev olur, ölümsüz ev olmaz

Ë Abdalın karnı doyunca gözü yolda olurmuş

Ë Kızını dövmeyen dizini döver

Ë Cana geleceğine mala gelsin

Ë Mal canın yongasıdır

Ë İt ite ürmez

Ë Yere bakan yürek yakan

Ë Gözünü toprak doyursun

Ë Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar

Ë Komşu, komşuya muhtaçtır

Ë Ev alma komşu al.

Ë Acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır.

Ë Aç koyma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.

Ë Aç tavuk düşünde darı görür.

Ë Adın çıkmadan canın çıksın.

Ë Abdala malum olur.

Ë Ağır taşı kimse yerinden kaldıramaz.

Ë Ağzı açığın malını gözü açık yer.

Ë Alışmış kudurmuştan beterdir.

Ë Ark ayıtlanır, ad ayıtlanmaz.

Ë Akşamın hayrından, sabahın şerri iyidir.

Ë Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.

Ë Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Ë Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.

Ë Baba oğula bir bağ bağışlamış, Oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.

Ë Bağ vakti izin olsun, Üzüm vakti yüzün olsun.

Ë Bir dirhem et bin ayıp örter.

Ë Bir sürünün adını bir kötü dana boklamış.

Ë Bir yerim diyenden kork, bir de yemem diyenden kork.

Ë Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.

Ë Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.

Ë Büyük lokma ye, büyük söyleme.

Ë Can çıkar, huy çıkmaz.

Ë Çok bilen çok yanılır.

Ë Çağırmadan kalkan avrat,Buyurmadan tutan evlat, O evden gitmez devlet,
Çağırın kalkmaz avrat, Buyurun tutmaz evlat, Mazarattır, mazarat.

Ë Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.

Ë Danışan dağı aşmış, danışmayan düz ovada yolunu şaşırmış.

Ë Denize düşen yılana sarılır.

Ë Dertliye dertli gerek, kel başa şimşir darak.

Ë Dinsizin hakkından imansız gelir.

Ë Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.

Ë Dostunu öğrenmek için, ya uzun yola git, ya alışveriş yap.

Ë Düğün iki kişiye, ne oldu deli komşuya.

Ë Eceli gelen it cami duvarına siyer.

Ë El ağzına bakan, sel ağzına yuva yapar.

Ë El öpmeyle dudak aşınmaz.

Ë El elin eşeğini türkü çağırarak arar.

Ë El eli yur, el de yüzü yur.

Ë El elin aynasıdır.

Ë Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.

Ë Elin ağzı torba değilki büzesin.

Ë Elin ayıbını sana söyleyen, senin ayıbını da ele söyler.

Ë Emanetin bağrı yufka olur.

Ë Erken çıkan yol alır, er evlenen döl alır.

Ë Eşşeğe altın semer vursan, eşşek yine eşşektir.

Ë Geriden baktım yeşil türbe ,İçine girdim bin kere tövbe.
Gönül umduğuna küser.Gün doğmadan neler doğar.

Ë Her kulun bir derdi var, değirmenin su derdi var.

Ë Her ziyan bir akıl öğretir.

Ë Her avradın adı bir, karanlıkta tadı bir.

Ë Isıracak köpek dişini göstermezmiş.

Ë İşten artmaz dişten artar.

Ë İt ite buyurur it de kuyruğuna buyurur.

Ë İyi laf dağdan aşırır, kötü laf yoldan şaşırır.

Ë Kadını yeşil yaprak edende kocadır, kara toprak eden de kocadır.

Ë Kargaya bokun ilaç demişler, gitmiş denize sıçmış.

Ë Kapını kitli tut, komşunu hırsız tutma.

Ë Kadın güldür, erkek seldir,

Ë Kadın tutmazsa göl olmaz.

Ë Kendi söyler kendi güler o adamın pisi, Kendi söyler eli güldürür o adamın hası.

Ë Kızı kız iken görme, gelin iken gör.Gelin iken de görme beşik dibinde gör.

Ë Kızın var mı sızın var.

Ë Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla.

Ë Korkunun ecele faydası yok.

Ë Komşu huyundan, bostan suyundan.

Ë Köpeğin duası kabul olsaydı, gökten kemik yağardı.

Ë Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.

Ë Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.

Ë Misafir misafiri sevmez, ev sahibi hiç birini.

Ë Nasibinde varsa gelir Hint'ten Yemen'den, Nasibinde yoksa ne gelir elden.

Ë Ne oldum deme ne olacağım de.

Ë Otlu dereyi bilen, kurtlu dereyi de bilmeli.

Ë Ölüye başında ağlanır.

Ë Ölüye giden ağlar, düğüne giden oynar.

Ë Sabreden derviş, muradına ermiş.

Ë Sac yandı hamur tükendi, yar akıllandı ömür tükendi.

Ë Sağ gözün sol göze faydası yoktur.

Ë Sakınan göze çöp batar.

Ë Samanlık saray olsa, gelinlik kolay olsa.

Ë Sap kağnısı gıcır gıcır, elin adama yüreğim acır.

Ë Sona kalan dona galır.

Ë Söyleme dostuna, söyler dostuna.

Ë Suyun ımıl akanı, insanın yere bakanı.

Ë Tırnağın varsa başını kaşı.

Ë Tosbağa çıkmış da kabuğunu beğenmemiş.

Ë Ucuz sirke baldan tatlıdır.

Ë Ulu sözü tutmayan ulur.

Ë Ürümesini bilmeyen it, sürüye getirir kurt.

Ë Üzümünü yeğ, bağını sorma.

Ë Vardığın yer kör ise bir gözünü yum.

Ë Yağlı da bir yavan da bir yiyene, Güzelde bir çirkin de bir sevene.

Ë Yalancının evi yanmış da kimse inanmamış.

Ë Yarayan yesin, yakışan giysin.

Ë Yemem diyen sofra kurutur, oturmam diyen minder çürüdür.

Ë Zenginin malı züğürdün çenesini yorar.

Ë Züğürt olup düşünmektense, uyuz olup kaşınmak iyidir

Ë Gerçeğin dağına umutsuzlukla çıkılmaz

Ë Ağacın yemişini ye,kabuğunu soyma.

Ë Kör sadece ağzının yolunu bilir.

Ë Ağaca dayanma kurur,insana dayanma ölür.

Ë Merhametli cerrah yara sağaltmaz.

Ë Kaynana pamuk ipliği olsa ve raftan düşse gelinin başını yarar.

Ë Bir gemiyi iki reis batırır.

Ë Her şey incelikten kırılır , insan kabalıktan kırılır.

Ë Yarım hakim maldan, yarım hekim candan, yarım hoca da imandan eder.

Ë Buzağılı inek kıymetli olur.

Ë Bülbülün çektiği dili belâsıdır.

Ë Büyük dağa kar yağmadıkça küçük dağa sıra gelmez.

Ë Büyük lokma ye de büyük söz söyleme.

Ë Boş gezen boklu örmeyi tez bulur.

Ë Bu dünya iki kapılı handır, gelen bilmez geden bilmez.

Ë Budalanın yağı çok olursa sakalına sürer.

Ë Buğday başak verince orak pahalanır.

Ë Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.

Ë Borçlu güle güle gider, ağlayı ağlayı gelir.

Ë Boş fıçı çok langırdar.

Ë Arının yediği bala dönüşür,örümceğin yediği ise zehire.
AVŞAR DÜĞÜNLERİ
Haberler
Köy yerinde gençler birbirlerini genelde düğünlerde görürler,anneler oğlu için kız beğenecekse bu düğünlerde beğenir,dahası beğendiği kızın ağzının kokup kokmadığını bu düğünlerde tespit eder. Nasıl mı? Beğendiği kızı öper öperken de ağzını koklar.Onun nasıl oynadığını takip eder.Hele düğünden geldikten sonra r0;bir oyun oynadı belinin kemiği yoktur1; diye Or17;nu över. Yine de son sözü oğlu söyleyecektir. Genç erkek beğendiği kızı annesine söyler. Erkeğin annesi kızın annesine bir haber gönderir. Erkek anne ve babası önce kız bakmaya ve kızın annesinin babasının fikrini anlamaya çalışmak için kız evine ziyarete gider. Olumlu bir durum sezilirse birkaç gün sonra dünürcü gelineceğinin haberi ve günü kız evine bildirilir. Sözü geçen bir aile büyüğünün eşliğinde dünür gidilir. Aile büyüğü r0;Allahr17;ın Emri Peygamberin Kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruzr1; der. Kız babası da r0;Allah Yazdıysa Yerine Yakıştırsınr1; der. Sonra eşyalar ve diğer ihtiyaçlar konuşulur.(köyümüzde başlık parası 1970li yılların sonuna kadar vardı. 1980li yıllardan itibaren başlık parası görücü usulü ile evlenmelerde de görülmemektedir.) oğlan evinin getirdiği ağız tatlılığı bir şeyler yenilir. Söz günü veya nişan günü kararlaştırılır. Söz veya Nişan töreninden sonra düğün tarihi kararlaştırılır.

Köyümüzde düğün törenleri çok önemlidir. Düğün telaşı aylar öncesinden başlar ve bütün hazırlıklar bir bir yerine getirilir. Düğün tarihi kararlaştırılınca düğün sahipleri kız ve erkek tarafı dost ve akrabalarına davetiye dağıtır. Eskiden davetiye yoktu şeker dağıtılarak dost akraba düğüne davet edilirdi. Yakın akrabalar ayrıca r0;okuntur1; adı altında çeşitli hediyeler verilerek davet edilirdi. Düğüne birkaç gün kala düğün ekmeği (Yufka ) yapılır.Bu ekmek yapım işi iki gün sürebilir. Düğünden bir hafta önce kız evinde kızın çeyiz eşyası sergilenir. Dost akraba kızın yaptığı el emeği göz nuru eserlerle akrabaların ve komşuların getirdiği çeyizlik eşyaları görmeye gelir.

Düğün başlamadan bir gün önce düğün sahipleri köyde yakın tarihte yakınları vefat eden aileleri ziyaret eder yas alır ve davul zurna çalınması için izin ister.

İmirli Köyür17;nün düğünü birinci günü hazırlık olmak üzere dört gün sürer.Düğün genellikle hafta sonlarına denk getirilir. esas düğün telaşı Perşembe günü başlar.Perşembe günü hazırlıklar tekrar gözden geçirilerek düğün hazırlıklarının tamamlandığı gündür. Yakınlar ve komşular düğün sahibinin evinde toplanır. Düğünde görev yapacaklara görevleri taksim edilir. Bu görevliler şunlardır.

Düğün Kahyası: Düğünün asayişinden ve misafirlerin karşılanmasından, yatılı misafirlerin komşulara dağıtımından, kısaca düğünün yönetiminden sorumludur.

Keyfeni: Düğün yemeğinin yapılmasından sorumlu kadındır.

Çaycı: Düğüne gelen misafirleri takip eder. Misafirlere çay şerbet dağıtımından sorumludur.

Sağdıç: Damat tan sorumludur. Damadı muzipliklerden korur ve geline kına yakılmasıyla ilgilenir.

Kınacı: Geline kına yakan kadın

Cuma günü bayrak kaldırma günüdür. Düğün genelde Cuma gününden r0;Bayrak Yemeğir1; denilen yemeğin yenilmesi ile başlatılır. Yemekten sonra Türk bayrağı uzun bir sırığa çekilir. Sırığın başına da iki ufak tahta çapraz olarak birbirinin ortalarından tutturularak dört ucundan iki ucuna karşılıklı iki elma,diğer iki ucuna iki soğan takılarak bayrak hazır hale getirilir ve sırık evin damına ya da balkona dikilir. Bu bayrak genelde oğlan evine dikilir. Kız evine ise kız evinin belli olması için renkli bir yemeni bir sırığa asılarak dikilir. Düğünlerde damadın sağ koluna kırmızı kurdele ya da boynuna renkli poşu bağlanır.

Sağdıç evinin de belli olması için beyaz bir yemeni bir sırığa asılarak dikilir. Cuma günü bayrak yemeğinden sonra sonra imam yemek duası eder.Bu arada bir delikanlı(belki damat adayı) hazırlanan bayrağı sırığıyla birlikte tutmaktadır.Yemek duası tamamlandıktan sonra imam bu kez de bayrağın yanına gelerek Bayrak duası eder.Dua tamamlandıktan sonra ustalar (davulcu-zurnacı)artık görevlerini icra etmeye başlar. Böylelikle düğün başlamış olur. Akabinde de aynı gün belirli bir zamandan sonra kız evine hayırlı olsuna gidilir.

Akşamüstü misafirler ve akrabalar düğün evine gelmeye başlar. Eskiden bunlar gelirken koyun, koç, oğlak veya ev eşyası hediye getirirlerdi. Düğün evine gelen misafirleri davul zurna eşliğinde Düğün Kahyası karşılar. Misafirin davulcuya bahşiş vermesi adettendir. Davetliye saygı sevgi hürmet yanında yemek ikramında bulunulur. Çaycı olarak görevlendirilen görevli çay ya da şerbet ikramında bulunur. Düğün yemeklerinde yaprak dolması, yoğurt çorbası, yahni ( et yemeği) , külbastı, tavuk haşlama, kuru fasulye, bulgur pilavı salata ve kabak tatlısı gibi yemekler olur. Misafirler davul zurna veya saz eşliğinde oyun oynayıp halaylar çekerler. Eskiden düğünlerimizde davul ve zurnadan başka hiçbir müzik aleti ve çalgıcı yer almazdı. Davul ve zurna eşliğinde gençlerimiz en fazla yedi - sekiz kişi ile ,ağırlama,yanlama, hobbili, hoşbilezik gibi halaylar çekerlerdi. Halaybaşının ayağı alana kadar zurnacı çalardı.Eğer halaybaşının ayağı almazsa zurnacının işi var demekti,çünkü halaya dizilenler yerinden kımıldamazdı. Halayın ilerleyen saatlerinde halaya duranlara ayakta birer bardak rakı ve meze ikram edilirdi. Oyunlar kadın erkek ayrı guruplar halinde oynandığı gibi birlikte de oynanır. Eski düğünlerde köyün gençleri arasında güreş, cirit, sinsin ve deve oyunu gibi oyunlar oynanırdı. Giden misafirleri yine davul zurna eşliğinde düğün kahyası ve düğün sahibi tarafından uğurlanır.

Düğünün üçüncü gününde ise r0;Sini Yürütülürr1; bu sini yürütme; oğlan evi tarafından üç tane geniş tepsinin içine ayrı,ayrı gelin kızın ihtiyaçları olarak birine ayakkabısını, birine giyeceğini en öndeki tepsinin içine ise gelin olurken başına süs olarak takacağı renkli teleklerden oluşan r0;Gelin Başır1; konulur. Bunlar hazırlandıktan sonra Seğmen olacak köy delikanlılarına davet için gidilir. Ve delikanlılar gelir. Halaylar çekilir. Oyunlar oynanır. Seğmenler kol kola girer,bu işin kuralı yada adabını bilen bir delikanlı erkek evinden aldığı bayrağı taşır. O bayrak oradaki seğmenlerin her şeyidir, aldıkları gibi iş bitiminde tekrar aldığı yere tesliminden sorumludurlar.(Çünkü bayrağı taşıyan delikanlı düğün sonunda maddi olarak ödüllendirilir.) Seğmenin en gerisinde bir kişi de elinde r0;Zırzopr1; la birikte bir şişede rakı (boğma) yada şarap taşır. Bu zırzop yiyeceklerden oluşur. Ve genelde de kuzu -oğlak veya tavuk olur. Seğmenler önde kol kola, onların arkasında birbirinin giyeceklerinden tutmuş üç tane çocuk sinileri taşırlar. Hemen onların gerisinde zırzopr17;u taşıyan kişi ve ustalar (Davulcu ve Zurnacı) yer alır.Tabi bu ara sağdıç ta bu faaliyete katılır. Bu düzende önce köyün içi maniler söylenerek gezilir.Bu manileri seğmenlerden söyleyen olduğu gibi kenarda gidenlerde söyleyebilir;

SORU

Hey bir kişi bir kişi,Ne biri bilirsin ne de beşi,

Elinde ki bayrağın,Kaçtır Dikişi

Diyelim Allah Allah,verelim Muhammed aşkına salavat,salavat

CEVAP

Hey bir kişi bir kişi,Bilirim bir ve beşi,

Elimde ki bayrağın, Bin birdir dikişi

Diyelim Allah Allah,verelim Muhammed aşkına salavat,salavat

SORU

Bizde size selam verdik duranlar.

Kerbela çölünde yatan erenler.

Kabir sualini kimdir soranlar?

Diyelim Allah Allah,verelim Muhammed aşkına salavat,salavat

CEVAP

Yelebi bayrağım yelebi

Dolandık geliyoruz Şam ı Halep i

İstanbul da Eyüp Çelebi

Diyelim Allah Allah,verelim Muhammed aşkına salavat,salavat

.....

Yumurtanın yarısı,Yere düştü yarısı,Büyüğünü aldık,Küçüğüne darısı

Diyelim Allah Allah,verelim Muhammed aşkına salavat,salavat

ve bu atışmalar kız evine varana dek sürer.

Kız evine varıldığında ise her şeye hazırlıklı olunması gerekir. Çünkü, bayraktara bayrakla ilgili soru sorulup da, bayraktar tarafından bilinmediğinde bayrağı kaptırma tehlikesi vardır.Onun için dikkatli olunması gerekmektedir. Kız evi ise gelen düğün alayına elinden gelen ikramı gösterir. Onları en iyi şekilde ağırlarlar.Halaylar çekilir.Oyunlar oynanır.Seğmenle birlikte düğün alayı tekrar geri oğlan evine gelir.

Aynı günün akşamı kız evine kına yakmaya gidilir.Gelin olacak kız bir sandalyenin üzerine oturur,başına yüzünü tam kapatacak şekilde bir renkli yemeni örtülür (bu genelde kırmızı renkte olur)tabi etrafında kadınlardan oluşan bir topluluk vardır.Bir tas da karılmış kına vardır. Gelin olacak kızın iki yanına kına türküsünü söyleyecek birer kadın geçer. Bu kadınlardan biri kızın bir kolundan,diğer kadında bir kolundan tutarak hafif, hafif iki yana sallamaya başlarlar ve bir taraftan da kına türküsünü, orada bulunan ve bu kına türküsünü bilenlerin de katılımlarıyla söylerler,buradaki genel amaç gelin olacak kızı ağlatmaktır

Kara yeraltından üç ırmak akar

Biri şeker biri şerbet biri bal akar

Muhammet köşkünden seyir e çıkar

Muhammed in düğünü var cennetten

Cennetten cennet ten Hakr17;ın evinden



Kız gelin olana saçın saçarlar

Bize güveye (damat) hülle biçerler

Yedi cennet kapısını açarlar

Muhammed in düğünü var cennetten

Cennetten cennet ten Hakr17;ın evinden



Fadime Ana sac bağını bağlıyor

Meryem Ana döne, döne ağlıyor.

Muhammed kızını gelin eğliyor.

Muhammed in düğünü var cennetten

Cennetten cennet ten Hakr17;ın evinden



Gökten Arap atlı indi süzüldü

Kız anlına kara yazı yazıldı

Gurbetlik çektin benzin bozuldu

Muhammed in düğünü var cennetten

Cennetten cennet ten Hakr17;ın evinden



Muhammed in düğününe varalım

Oğlan uşak divanına duralım

Habib sağdıç olmuş onu görelim

O Selverr17;in düğünü var cennetten

Cennetten cennet ten Hakr17;ın evinden



Ağlatma ve ağlama bölümü tamamlandıktan sonra daha önceden hazırlanan kına kızın ellerine ve ayak parmaklarına yakılır(kınayı yakacak kişi oğlan evinin yakınından bahşiş almak için r0;kınaya el batmıyorr1; gibi sözler eder ve gerekli bahşişini alır)ellerine yakılan kınanın içine ufak altın konur ve özel işlenmiş mendillerle sarılır.Böylece kız evindeki kına merasimi sona erer.

Kına alayı kıza kınasını yaktıktan sonra davul zurnayı kız evinde bırakır neşe içinde oğlan evine döner. Bu sefer kız evi davul zurna eşliğinde oğlan evine kına yakmaya gelir. Yine hediyeleri taşıyan bir tepsi vardır.Kına merasimi damat adayına da aynı günün akşamı kendi evlerinde yapılır.Düğüne gelen misafirler ve köyün delikanlıları düğün evin avlusunda toplanır.Damat adayı bir sandalyeye oturur. Bir kişi genelde bir konuşma yapar. özetle r0;kızımız ile evlenen oğlumuz r30;r17;nin kına gecesine hoş geldinizr1; diyerek daha önceden hazırlanmış kınayı yakmak için elini kınaya batırdığında, ( ustalarla birlikte) iş te o;

Kınayı getir ana,Parmağım batır ana,

Çok uzak yoldan geldim.

Göğsünde yatır ana,

diye devam eder gider. Kına yakılır,oyunlar oynanır,halaylar çekilir.Düğün işi okuntucular için artık bitmiş,gençler için gece yeni başlamıştır.

Cumartesi gecesi gelin kızın yanında kız arkadaşları kalır. Damat sağdıçla beraber onlara gece yiyecek ve çerez getirir. Kapıdan bırakıp giderler.

Belirli bir grup,daha doğrusu sabah gelin almaya gidecek seğmenler sabaha kadar ağırlanır. Ağırlanma işi düğün sahibi için gereğinden fazla masraflıdır.Çünkü; en az on kişilik grup düğün sahibinin belirlediği bir odaya geçerler,hemen masa kurulur. Önce oradakilerin karınlarını doyuracak yiyecekler (yufka ekmeği,yaprak dolması,pirinç pilavı,kuru fasulye,çorba,kabak tatlısı,yoğurt çorbası,üzüm hoşafı,hepsinin şahı Yahni) masaya getirilir. Oradakiler bir güzelce karınlarını doyururlar. Masadan geri çekilmezler. Masanın üzerindeki boş tabak ve kaşıklar alınır.Bunların yerine kuruyemiş,turşu,meyve,köz üzerinde kızarmış kemikli et,varsa yeşillik ve rakı (boğma) getirilir. Masada oturanların tamamı içmek zorundadır. Masada bir saki seçilir. Sakinin görevi; içki bardakları boşaldığında rakıyı eşit şekilde tazelemektir.Çay bardağının yarısına kadar rakı doldurulup üzerine soğuk su dökülür.Rakı ve su ayrı,ayrı kaplardayken ikisine aynı duruluktadır.Bir bardakta birleştiğinde aslan sütü kesilir. Kadehler yavaş yavaş tüketilip sohbetler edilir. Seğmenler sabahleyin evlerine gitmezler kahvaltılarını düğün evinde yaparak gelin almaya hazırlanırlar. Gelin almak için 1970 yılına kadar köyün en güzel ve uysal atı seçilir süslenirdi. Bu tarihten sonraki yıllarda traktör son yıllarda arabalar süslenir oldu. Sini yürütmedeki bayrak düzeni ve bayraktar aynıdır. Oğlan evinden kız evine gelin alayı ( düğün alayı ) davul zurna eşliğinde ve bayrak la gelir. Kız evinin gençleri düğün alayını eve gelmeden karşılar bu sırada düğün alayındaki gençler bayrak salavatını okur ( Yukarıdaki atışmalar), Kız evinin gençleri de karşılıklı soru sorar Soru cevaplanmazsa bayrak kız evinin gençlerine kaptırılır. Bayrağı kapanlar için büyük övünme konusu olur. Sonra bir şeyler almayı taahhüt eden düğün alayına bayrak geri verilir.

Gelin erkek veya erkek kardeşi yoksa kendinden küçük bir erkek yakını tarafından kardeş kuşağı kuşatılır. Sonra babası gelin kızı evden çıkarır erkek tarafına teslim edilir. Gelin ata bindirilir atın önünden de at çeken birisi olur. Son yıllarda Damatla berber gelin arabasına bindirilir. Bu sırada davul zurna içli havalar çalar. Oğlan evi neşeli kız evi hüzünlüdür. (Önceleri Gelin atı oğlan evinin önüne gelmeden gelinin arkasına bir erkek çocuğu bindirilir damat gelin almaya gitmez atla gelen gelini evde beklerdi.)

Gelin oğlan evine gelince attan inerken veya arabadan damat bayrağın dibinde durur aşağıya bozuk para ve kuruyemiş atar çocuklar toplar. Sonra gelin evin önünde durdurulur takı töreni yapılır. Gelin eve girmeden önünde çömlek kırılır. Tavuk kesilir. Geline bir kaşıkla evin kapısına yağ sürdürülür. Gelin er evine girdikten sonra damadın annesi ile babası davul zurna eşliğinde güreş yaptırılır. Yakınların yardımıyla baba yere yatırılır anne babayı yenmiş olur ve düğün biter.

Damatr17;ı ehil olan erkeklerden biri alır gider.Eğer damat bilgi almak isterse gereken bilgi verilir.Bu arada akşamın hazırlıkları yapılır.Akşama doğru akrabalar,komşular sağdıcın evine davet edilir.Sağdıcın evinde imam (yada bu işin duasını bilen kişi),damat ve diğer misafirler bir odaya toplanır.Belirli bir zaman geçtikten sonra, damat ve sağdıç (yada sağdıçın vekaleten tayin ettiği bir kişi) yere otururlar.Oradakiler onları güldürmeye çalışırlar.Eğer gülerlerse cezalı duruma düşerler bu da damat için hiç iyi olmaz. Çeşitli takılmalardan sonra oradakilere çerez dağıtılır.Çerezi dağıtan görevli en sonunda ortalığa dikilir ve r0;Elim batman gözüm terazi, herkes hakkına oldu mu razı,elimde enaam var iken herkes hakkını talep etsinr1; der.Böylelikle çerez görevlisiyle oradakiler helallaşırlar.

Fazla gecikmeden hoca önde damat onun arkasında(hocanın ceket yada kazağından tutarak) sağdıçr17;ın evinden çıkarlar, ayrıca,gelinle kapı arasında ince yorgan ipi gerili olup,hemen yorgan ipinin gerisinde ise içi su ile dolu bir küçük tas vardır. Kurulu düzenle birlikte damatr17;ı beklemektedirler.Ve damat öfkeyle içeri girer elinde palaska(kemer) vardır. Önce gerili yorgan ipini koparır,hemen ilerisinde içinde su bulunan tasa bir tekme sallar. Hoca o odaya girer ve gelin,damat ve iki tanede şahit gelsin der.İmam nikahı kıyar ve hoca duasını okuduktan sonra odadan çıkar.Damat abdestini önceden almıştır.Namazını kılar.Görümceliğini takar. Gelininin er evine gelmesinin ertesi günü oğlan evini yakın kadınlar ve komşular r0;Duvak Açmar1; törenine davet edilir. Misafirlerin gelmesinden sonra gelin yüksek bir yere oturtulur. Elinde oklava ya da tahta kaşık bulunan bir çocuğa gelinin duvağı açtırılır. Gelin misafirlerin elini öper. Ayakta bekler misafirlerde r0;Allah yerine yakıştırsın, ağzın tatlı olsunr1; derler.Günümüzde bu gelenek ve göreneklerin yaşatıldığı düğünlerin büyük şehirlerde yapılması zorlaşmıştır. Bu nedenle bir kısmı unutulmaya başlamıştır.



ÖĞREMDİM Kİ
Öğrendim Ki


Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika.

Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil, Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil, Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil, O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle, Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem, Çok vakit alıyor.

Öğrendim ki...
Karşılık vermek, Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek, Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren, Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen, Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar, Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni, Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki... Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor, Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz, Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki... Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki... En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp, Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki... Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki... Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar, Daha uzun yol yürüyor.
Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar, İnsanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki...
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar, En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın, Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar, Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki...


Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.



Ataol BEHRAMOĞLU
NEYİ NE ZAMAN YAPMALI
Neyi, ne zaman yapmalı?

Karacabey, canlılarda, biyolojik bir ritmin varlığının söz konusu olduğunu, insanlarda biyolojik sistemin çeşitli durumlarda ve farklı sürelerde salınım gösterdiğini söyledi.

Sağlığın, insanların yaşam biçimiyle doğru orantılı olduğunu ifade eden Karacabey, "Yaratıcımız insanın saati kurması gibi tüm insanların vücut saatini kurmuş ve bilim adamları da bu saatin açıklamasını yaparak gün içerisinde hangi aktivitelerin gerçekleştirilmesi gerektiğini yapılması gerektiğini açıklamıştır" dedi.

Her işin verimli ve başarılı şekilde yapılabilmesi için ideal bir saatinin olduğunu, hangi işin hangi saatte yapılması gerektiğinin insanların genlerine kodlanmış olduğunu kaydeden Karacabey, başarı ve verimliliğe iş ya da etkinliğin yapıldığı zamanın önemli etkisinin olduğuna dikkati çekti.

NEYİ NE ZAMAN YAPMALI

Karacabey, hangi iş ya da etkinliğin sağlıklı ve verimli bir şekilde günün hangi saatinde yapılması gerektiğine ilişkin şu bilgiyi verdi.

Saat 01.00-02.00: Verimliliğin ve dikkatin en düşük olduğu saatler. Bu saatte hala çalışanlar hata yapmaktadır. Çünkü vücut kendini uykuya ayarlamıştır. Görme ve refleksler zayıftır, istatistiklere göre bu saatlerde yapılan trafik kazaları oldukça fazladır.

Saat 03.00: Metafizik ve yoğunluk safhası, bu saatlerde insan içe dönüktür, bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Melatonin hormonun salgılanması arttığından dolayı kişi tembel ve kararsızdır. Bu saatlerde insanların bunalıma girme ve intihar eğilimleri yüksektir.

Saat 04.00: Vücut kendini yeni güne hazırlamaya başlar ve enerji üretilmeye başlanır. Kan basıncında yükselme ve damarlarda gerilmeler oluşmaya başlar. Bu nedenle 04.00-06.00 saatleri arası enfarktüs krizi geçirme oranı oldukça yüksektir. Kalp rahatsızlığı olanlar ve erken saatlerde spor yapanların dikkatli olmaları gereken bir zaman dilimidir.

Saat 05.00-06.00 arası: Yeni güne merhaba saatidir, stres hormonu gündüz değerinin yaklaşık altı katına çıkar. Vücudumuz harekete geçer, gece boyu kayıp edilen enerji tekrar yerine konulur. Metabolizma hareketlenir ve günün işleri için enerji ve protein sentezlenir. Artık vücut yeni güne başlamak için hazır pozisyondadır.

Saat 07.00: Organizma uyanmıştır, ancak hala zayıftır, kaslar ve eklemler ısınmamış hala soğuktur, bu saate spor yapmaktan kaçınmalıyız. Spor yerine güzel bir kahvaltı yapmalıyız, sindirim sistemi iyi çalışmaktadır. Karbonhidratlar hiç depo edilmeden direk enerjiye çevrilmektedir. İstediğimiz gibi kahvaltı yapabiliriz.

Saat 08.00: Nabız ve tansiyon yükselmeye başlamıştır. Uyurken yaklaşık 60 olan kalp atım sayımız uyandığımızda sağlıklı bireylerde yaklaşık 72-78 atış arasına çıkar. Çalışmamız için gerekli olan bu kalp artışı kalp krizi riskini de artırabilir. Kahvaltı sonrası içilen sigaralara da çok dikkat edilmesi gereken bir saattir çünkü damarlar her zamankinden daha fazla daralmaktadır.

Saat 09.00-11.00: En etkin çalışma saatleridir. Kısa süreli bellek en yüksek seviyede olup bu saatler yoğun çalışma için en uygun ve en verimli saatlerdir. Aynı zaman da konsantrasyon ve mantıklı düşünüp karar vermek için en ideal saat olarak göze çarpmaktadır.

Saat 12.00-14.00: Yorgunluğun baş göstermeye başladığı saatlerdir. Dikkat dağılmaya başlamış ve uyku hali oluşmuştur. Beyine giden kan miktarı azalmaya başlamıştır. Çünkü öğle yemeği saati gelmiş kan sindirim için yoğun olarak mide tarafından kullanılacaktır. Öğle yemeğinin ardından uyku hali iyice bastıracaktır. Bu saatlerde öğle uykusu yapabilen kişilerde enfarktüs geçirme oranı yaklaşık yüzde 30 oranında düşecektir.

Saat 15.00: İnsanın kendisini en mutlu hissettiği saattir. Bu saatte mutluluk hormonu endorfinin salgılanması en yüksek seviyeye çıkar. Yeni işler için enerji yeniden gelmiştir, belleğimiz tam yerindedir. İkinci en verimlilik dönemi yaşanır ama bu verimlilik oranı sabahkinden daha düşüktür.

Saat 16.00-17.00: Adrenalin hormonu en yüksek seviyeye ulaşmıştır ve kaslar çok güçlü durumdadır. Kuvvet artışı en yüksek seviyeye ulaşmış, organlar yüksek performansla çalışmaktadır. Beyin-kas koordinasyonu mükemmel boyuttadır. Küçük kas gruplarının da en güçlü ve en etkili olduğu saat dilimidir. Yapılan istatistiklerde olimpiyat rekorlarının en çok bu saatlerde kırıldığı saptanmıştır.

Saat 18.00: Vücutta yorgunluk başlar ve vücut akşam yemeğine kendini hazırlamaya başlar. Kaslarımız güçsüzleşmeye başlar ve midenin en fazla asit salgıladığı saatlerdir. Pankreas bu saatte oldukça aktiftir. Akşam yemeğine başlamak için ideal bir zamandır.

Saat 19.00-20.00: Havanın kararmaya, vücudumuz uykuya hazırlık yapmaya başlar. Melotonin hormonu havanın kararması ile birlikte salgılanmaya başlar. Kan basıncı azalır ve nabız yavaşlarken mide de sindirim işlemi devam etmektedir.

Saat 21.00: Yemek yemenin en tehlikeli olduğu saattir. Sindirim işlemi sona ermiştir ve organların günlük görevi sona ermiştir. Bu saat ve bu saatten sonra yenilecek her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden bekleyecektir. Hazmedilmeyen bu besinler midede çürüyecek ve zararlı çöp halini alacaktır. Bu zararlı asitler bağırsak ve mide mukozasına zarar verecek ve rahatsızlıklara neden olabilecektir.

22.00'DEN SONRA VUCÜT SİGARANIN ZEHRİNİ ATAMIYOR

Saat 22.00: Bu saatte alyuvarların aktivitesi artar, vücut bağışıklık sistemimiz etkin çalışmaya başlar. Sigara kullananlar bu saatte son sigaralarını içmelidir. Çünkü bu saatten sonra vücudumuz nikotin gibi zehirli maddeyi vücuttan uzaklaştıramaz. Sabah saatlerine kadar vücutta kalan bu zararlı madde vücudu zehirler.

Saat 23.00: Uyku için en ideal saattir. Stres hormonu salınımı oldukça azalmış, vücut gevşemeye başlamış, rahatlama ve sakinleşme hali oluşmuştur. Tansiyonumuz ve vücut ısımız düşmüştür. Uykuya daldığımızda 10 dakika sonra kalp atışı ve beynimizin aktiviteleri yavaşlar. Kişi 25 dakika sonra derin uykuya geçer.

Saat 24.00: Biz uyurken vücut kendini onarmaya ve yenilemeye başlar. Akşam yemeğinde aldığımız besinler hücrelerin onarımı için kullanılır. Hücreler yenilenir ve saçlarımız uzar. Gün içerisinde yıpranan bütün dokularımız uyku esnasında yenilenir. Bu günlük yenilenme fırsatını kaçırmamız biraz yaşlanmamız anlamına gelmektedir.


MADIMAK EN SONUNDA
MADIMAK EN SONUNDA

Madımak en sonunda kamulaştırıldı.

Giderayak güzel bir hareketti ama yıllar boyunca bu unutulmayacak ve nefretle hatırlanacaktır.



Devlet Bakanı Faruk Çelik, "Madımak Oteli'nin kamulaştırma bedeli, bugün itibarıyla özel idare

hesabına aktarıldı" dedi.


Çelik, "Cemevlerinin Hukuki Statüsü" ile ilgili oluşturulan komisyonun Hakimevinde gerçekleştirilen

ilk toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin normalleşmesinin hızlandırılması çerçevesindeki

çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.

Bakan Çelik, öncelikli sorunların ele alınıp bunlara çözüm bulma gayreti içinde olduklarını söyledi.

Alevilerin talepleri konusunda da tüm sosyal kesimlerle toplantılar gerçekleştirdiklerini anlatan

Faruk Çelik, konu ve talepler konusunda önemli bir noktaya gelindiğini ifade etti.

Bakan Çelik, 3-4 Haziran 2009'da başlayan Alevi Çalıştayları sürecinin 28-30 Ocakta gerçekleştirilen

7. Çalıştay ile sona erdiğini, ancak taraflarla çeşitli fırsatlarla görüşmelerinin devam ettiğini kaydetti.

Devlet Bakanı Çelik, taleplerin hayata geçirilmesi konusundaki çalışmaların da hızla ilerlediğini ifade

ederek, "Madımak'ın kamulaştırılmasına karar verilmişti. Madımak Oteli'nin kamulaştırma bedeli,

bugün itibarıyla özel idare hesabına aktarıldı" diye konuştu.



Çelik, bir gazetecinin kamulaştırma bedelinin ne kadar olduğunu sorması üzerine, "Kamulaştırma

bedeli 4.5 milyon TL. Ayrıca, yeni bir şekil alacak tabii otel. Onunla ilgili de ilave kaynak tahsisi olacak"

karşılığını verdi.

Bakan Çelik, bu konudaki kararlılıklarını vurgulamaları açısından gelişmenin önemine değinerek,

"Taraflarla paylaştığımız konuların gereği yapılmaktadır" dedi.

MAHKEME 3 AY İÇİNDE KARAR VERECEK

İstimlak yoluyla kamulaştırılması kararı alınan Madımak Oteli için gerekli ödeneğin İl Özel İdaresi'ne

gönderilmesine karşın, kamulaştırma süreci mahkeme kararı sonrası kesinlik kazanacak.

Mahkemenin kamulaştırma bedeli konusunda 3 ay içinde karar vermesi bekleniyor.

2 Temmuz 1993'te 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan Sivas Olayları'nın yaşandığı Madımak Oteli'nin

kütüphaneye dönüştürülmek üzere kamulaştırılması yönündeki çalışmalar devam ediyor.

Alevi Çalıştayı kapsamında Devlet Bakanı Faruk Çelik, 24 Şubat'ta Sivas'ta sivil toplum örgütü

temsilcileri ile yaptığı toplantının ardından kamulaştırma kararının alındığını açıklamıştı.

Devlet Bakanı Faruk Çelik'in bugün yaptığı açıklama ile kamulaştırma için belirlenen

4.5 milyon lira ödeneğin Sivas İl Özel İdaresi'ne aktarıldığı belirtildi.

OTEL SAHİPLERİ 12 MİLYON LİRA İSTİYOR

Kentte Valilik, Belediye, Ticaret ve Sanayi Odası, Emlakçılar Odası temsilcilerinin yaptığı

tespit sonucunda otel için 4.5 milyon lira değer biçilmişti. Ancak otel sahipleri satış için

16.5 milyon lira talebinde bulundu. Yapılan görüşmelerde sonuç alınamayınca

7 Haziran'da son kez uzlaştırma komisyonunda pazarlık yapıldı.

İl Özel İdare Müdürlüğü'nde yapılan toplantıya otel avukatı ve varisleri katılmış,

fiyat 5.5 milyon liraya yükseltilmiş ancak işletme sahipleri en son 12 milyon liraya inince

uzlaşma sağlanamamıştı. Uzlaştırma Komisyonu'ndan karar çıkmaması nedeni ile hukuki

süreç başladı.

Sivas Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülecek dava ile otelin değer tespiti gerçekleştirilecek.

Mahkemenin belirleyeceği rakam, hukuk yollarının tükenmesinden sonra nihai olacak ve

İl Özel İdaresi'nin ödemeyi gerçekleştirmesiyle birlikte otelin kamulaştırma süreci tamamlanacak.

İl Özel İdare Genel Sekreteri Mahmut Kayhan, şu an kendilerine sadece belirlenen tahmini

bedel konusunda para aktarımı sağlandığını, ancak kamulaştırma sürecinin henüz

tamamlanmadığını belirterek, "Mahkeme komisyon oluşturarak değer tespitinde bulunacak.

Daha sonra ödeme yapılarak istimlak süreci tamamlanacak. Bu sürenin 3 ay içinde

tamamlanması bekleniyor. Bakanlığın gönderdiği rakam şu an belirleyici değil. Mahkeme

öngörülenden daha yüksek bir bedele hükmederse, paranın kalan kısmı da tarafımıza

gönderilerek ödemesi yapılacak" diye konuştu.

SİVAS'TA NE OLMUŞTU

2 Temmuz 1993'te Pir Sultan Abdal'ı anmak için Sıvas'a gelen sanatçı ve aydınlar

Madımak Otel'de katledildi. Öğle saatlerinde toplanan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı

Kültür Merkezi'ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki

karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

Hızını alamayan binlerce kişi, Kültür Merkezi'nden yeniden Hükümet Meydanı'na geldi.

Hükümet Konağı'nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli

civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti.

GÜVENLİK GÜÇLERİ MÜDAHALE ETMEDİ

Bu zamana kadar güvenlik güçleri tarafından herhangi bir somut engelleme yapılmadı ve

grup Madımak Oteli'ne sığınmış olan onlarca kişiyi diri diri yakmak için önce otelin önündeki

araçları daha sonra da oteli ateşe verdi. Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta

bulunan eşyalarla birlikte yakıldı.

Otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu,

Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak

Yaşamını yitirdi.

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI DURDURDU

Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu.

İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan ve olayların odak noktası haline gelen Aziz Nesin,

itfaiye merdiveninde görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan azgın

kalabalığa doğru itildiği dönemin özel televizyonları tarafından belgelendi. Başından yaralanan Aziz Nesin'i

Linç edilmek istendi.

Gözü dönen grup, olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstünü

de tahrip etti. Olaylar ancak akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen "2 günlük sokağa çıkma yasağı"

ile durdurulabildi.



GEÇMİŞİN İZLERİ
GünlükGeçmişin İzleri


Akıp giden zamanın içinde bir yerlerde var olmak, zamanı hissetmek ne güzel şey...Peki zamanın farkındamıyız yeterince? Arada durup düşünüyormuyuz ? Ben kimim ? Ne Yapıyorum diye? Yaşadıklarımız var ve de yaşayacaklarımız...zaman kıskacı arasında ne kadar kendimiziz...Geride bıraktığımız zamanı ya da anları iyi değerlendirebildikmi? Arkamıza baktığımızda keşkelerimiz mi çok acaba? Geçmişi anlamadan geleceğimizi kuramayacağımız söylendi bize...Nerden geldiğimizi, atalarımızı ,dedelerimizi,ninelerimizi tanıyabildik mi veya onların sevgilerinden yeterince faydalanabildik mi?Dedesiz büyümeyi iyi bilirim ben..Dedelerimi tanıyamadım ...Ninelerimle büyüdüm...Ne büyük bir eksiklik bu, şimdi anlıyorum .Zaman ilerledikçe daha iyi anlayacağım buna kuşkum yok.Onlarla aynı yaşa geldiğimde ,aramızda fark kalmadığında onları anlıyor olabileceğim.Zamanın ,ne yaşadığımız ile ilgili kısımları kadar , mekan bölümü de önemli... Nereye aitiz ? Nereyi en çok özlüyorsak oraya aitiz bence.Doğduğumuz, çocukluğumuzun geçtiği,gençliğimizi yaşadığımız yerleri en fazla...Şimdi içinde olduğumuz yerlerden daha fazla...Rüyalarımızda çocukluğumuzun geçtiği köyü,mahalleyi,sokakları görüyoruz. Bir de o zamanlar mutluysak ,daha çok özlüyoruz.Bu anlamda köyde büyümek, köyde çocukluğu geçirmek daha anlamlı şehirden.Köydeki çocuklar şehirde büyüyen çocuklardan daha şanslı. Herkesin birbirini tanıdığı ,dostluğun ve mutluluğun hissedildiği saf bir yer köy. Bunu yaşamayanlar bilemez, bu duygunun güzelliğini...Şehirde büyümek ,teknoloji sayesinde daha çekici görünse de , inanın köyde büyümenin güzelliklerinden mahrum olmak kadar kötü bir şey olamaz. Kökleri ne kadar güçlüyse ağacın,insanında köklerinin güçlü olması içinde köy hayatı o kadar önemli bence .Şimdilerde teknoloji bizi o kadar sarmış ki , sanki onsuz yaşayamayacağımızı düşünüyoruz ama dedelerimiz,ninelerimiz suyun ve elektriğin olmadığı evlerde yaşadılar. Televizyon ile bile yaşlılıklarında tanıştılar...Şuna eminim ki onlar bizlerden daha huzurlu ve mutluydular...Ben bu mutluluğu kısmen olsa da anlayabiliyorum.



Hüseyin Sayın

Delice Kaymakamı
YAŞAMDAN ÖLÜME
GünlükYAŞAMDAN ÖLÜME 31.05.2010

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum. Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu. ..
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim..

Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni
aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça paylaşmanın bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.


Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi. Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl
yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.

Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken,
günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün... Ve gerçeğin acı olduğunu...
Sonra kararında acının,
yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

Her canlının ölümü tadacağını,
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya ...
Kalp durur ...
Akıl unutur ...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...

MEVLANA CELALEDDİNİ RUMİ -
SELÇIK SARITAŞ DAN İNCİLER
GünlükBİR ŞARAP EVİNDEN DUVAR YAZILARI

Bir kadeh yarar
İkincisi makul karar
Üçüncüsü kafayı sarar
Dördüncüsü keseye zarar
Beşincisi dimağı yorar
Altıncısı hatır sorar
Yedincide belâ sarar
Sekizincide plân kurar
Dokuzuncuda vurur, kırar
Onuncuda hâkim hesap sorar.

Yirmi yaşına kadar Hayatı öğrenmeyenin Otuz yaşına kadar evlenmeyenin Kırk yaşına kadar köşeyi dönmeyenin.
Elli yaşına kadar ölmeyenin İşi çok zor.

Kamil odur ki dünyada bırakır eser, Eseri olmayanın yerinde yeller eser.
Horoz ötsün ötmesin, Sabah mutlaka olacaktır.

Zirveye çıkarken herkese selam ver, Çünkü inerken onlarla karşılaşacaksın.

Besle kargayı tombul olsun, Gözünü oyarken zorlanmasın! r30;

Hiçbir güzel şey ayağına gelmez. Sen gidip alacaksın.

Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı sever.

İnsanlar topraktan yaratılmıştır, her an çamurlaşabilirler.

Dünyada çalışan 2 şey: 1- Saat , 2- Almanlar
Kurbağayı koltuğa da oturtsan, Gene çamura atlar.

Güven ve saygınlık iki taraflı olmalıdır.
Başımızdan geçenlere değil, Kafamızdan geçenlere içelim.

Yaşam aldığın nefeslerin toplamıyla değil, nefesini tuttuğun anların toplamıyla ölçülür.

Büyük Adam olmaya gerek yok, Bizler yalnızca Adam olalım yeter.

Dünyada oturarak başarıya ulaşan tek canlı tavuktur.

Akıllı olup ta dünyanın kahrını çekeceğine, Deli ol dünya senin kahrını çeksin.

Öyle bir yaşa ki, öldüğün zaman Mezarcı bile matem tutsun.

Dal Rüzgârları affetmişse de kırılmıştır bir kerer30;

Eşek nereden bilecek ki zevki sefayı; SOR bakalım hiç çekmişmi kafayı?

Dünyanın en cesur yaratıkları insanlardır., Öleceklerini bilerek yaşarlar.

İnsanlar, Çabuk yükselenlere kıymet verirler; Hâlbuki hiç bir şey, Toz ve tüy kadar çabuk yükselemez.

Madem dünya bir hiç, Gece de İç gündüz de İç.

Hayatın tadını borçlanarak çıkar, Sakın ödemeye kalkma, tadı kaçar.

Şarabın adı kötüye çıkmış, Tadı hoş, Hele bir güzelle içersen, Daha bir hoş.

Eğer sana içki dokunuyorsa, Sen de İçkiye dokun.

Bu dünya bir aynadır, nasıl bakarsanız öyle görürsünüz.

Cehennemde ateş yoktur aslında herkes odunu ve ateşini bu dünyadan götürür.

Yaşlılık ne saçın dökülmesi nede belin bükülmesidir. Gayesi ve ümidi olmayan herkes yaşlıdır.

Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.
Bulutlar
havadurumu   Avşar(afsar) Tarihi   dil   Oğuz Boyu   Oba Tasnifi
Atatürk Diyor ki
atatürk
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Duyurular
Yeni sitemiz [April 02 2009 02:11:00]
Biliyormuydunuz ?
Venüs Saat Yönünde Dönen Tek Gezegendir...

********

Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür..

********

Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir...

********

En fazla asfalt yola sahip ülke Fransa'dır.

********

Sadece dişi kanaryalar ötebilir.

********

Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.

********

İnek sütünün pH değeri 6'dir.

********

Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.

********

Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.

********

Değerli tasların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.

********

Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.

********

Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.

********

Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.

********

Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.

********

Meşe ağaçları elli yasına gelmeden meşe palamudu üretemezler.

********

İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak bas parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.

********

Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.

********

Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde 'başkent' anlamına gelmektedir.

********

Kanada, Kızılderili dilinde 'büyük köy' anlamına gelmektedir.

********

İngilizce'deki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.

********

Sahra Cölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.

********

Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.

********

Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.

********

Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almişti.1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven'da yayımlanmıştı.

********

Yataktan düşerek olme olasılığı iki milyonda birdir.

********

Unlu çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler Segar tarafından Oluşuruldu.

********

İlk çamaşır makinesi 1907 yılında Hurley Machine Co. Tarafından pazarlandı.

********

Kıta isimlerinin hepsi ayni harfle başlayıp ayni harfle biter.

********

ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da göz altında tutulmaktadır.

********

Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.

********

Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440saattir.

********

Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.

********

İnsan saçı üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.

********

Günümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır.

********

Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.

********

Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.

********

Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.

********

Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.

********

Kaptan Cook, Antarktika hariç butun kıtalara ayak basan ilk insandır.

********

Gün ışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.

********

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.

********

Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika'dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.

********

Charles Dickens, uykusuzluk hastalığına yakalanmıştı.Sadece yüzünü kuzeye dönerse uyuyabileceğine inanıyordu.

********

Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya'nın Ishigaki Adasi'nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.

********

Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.

********

Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta Çin'dir.

********

Kış aylarında, Moskova'daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.

********

Rusya'da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.

********

Norveç'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.

********

Sadece dişi sivrisinekler ısırır.

********

Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.

********

Hindistan'daki yıllık doğum sayısı, Avustralya'nın toplam nüfusundan fazladır.

********

Rusya'nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.

********

Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altının 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.

********

Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.

********

Yazar Rudyard Kipling sadece siyah mürekkep kullanırdı.

********

Mickey Mouse'dan önce en meşhur çizgi film kahramanı FelixThe Cat'di.

********

Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.

********

Salatalığın yüzde 96'si sudur.

********

Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.

********

Peru'da hiç umumi tuvalet yoktur.

********

Timsahlar renk körüdür.

********

Einstein, 9 yaşına kadar düzgün konuşamıyordu.

********

Rodin'in ünlü 'Düşünen Adam' heykeli aslında İtalyan şair Dante'nin portresidir.
Reklamlar
Ziyaretçi Anketi
İSTANBUL DERNEĞİMİZİN ÇALIŞMALARINDAN MENMUNMUSUNUZ?

EVET

HAYIR

Sayfa oluşturulma süresi: 0.56 saniye 142,931 Tekil Ziyaretçi